Türkçe > İngilizce içindekiler

büyük, great 001
büyük, big 001
prezervatif, condom 001
eldiven, gloves 001
koca, husband 001
kayıp, lost 001
Bayan, Mrs. 001
gök, sky 001
uzay, space 001
harikulade, wonderful 001
küçük, small 002
birkaç, few 002
küçük, little 002
uç, tip 002, end
yeşim, jade 003
top, ball 003
dünya, earth 003
cam, glass 003, material
mücevher, jewel 003
kral, king 003
şimdi, now 003
piyano, piano 003
oynamak, to play 003
futbol, soccer 003
oyuncak, toy 003
su, water 004
pil, battery 004
tereyağı, butter 004
temiz, clean 004, not dirty
duru, clear 004
çöl, desert 004
ishal, diarrhea 004
kirli, dirty 004
doldurmak, to fill 004, up
sel, flood 004
benzin, gas 004, fuel
zamk, glue 004
delik, hole 004
suyu, juice 004
göl, lake 004
sızmak, to leak 004
sıvı, liquid 004
yağ, oil 004
boya, paint 004
parfüm, perfume 004
kirli, polluted 004
nehir, river 004
yönetmek, to rule 004
deniz, sea 004
çorba, soup 004
çıkarma, subtraction 004
terle(t)mek, to sweat 004
yüzmek, to swim 004
susak, thirsty 004
hamam, Turkish bath 004
yıkamak, to wash 004
ağlamak, to weep 004
kuyu, well 004, water
aydınlık, light 005
bebek, baby 005
erkek kardeş, brother 005
çocuk, child 005
milyon, million 005
tavşan, rabbit 005
parlamak, to shine 005
biçim, form 006, shape
oymak, to carve 006
biçimsiz, formless 006
film, movie 006
gölge, shadow 006
hava, air 007
gaz, gas 007
huy, temper 007
hava, weather 007
rüzgâr, wind 008
esinti, breeze 008
fırtına, storm 008
yağmur, rain 009
bulut, cloud 009
deprem, earthquake 009
elektrik, electricity 009
şimşek, lightning 009
lazım olmak, to need 009
gökkuşağı, rainbow 009
kar, snow 009
gök gürlemesi, thunder 009
sıfır, zero 009
buz, ice 010
soğuk, cold 010
serin, cool 010
buzdolabı, refrigerator 010
kış, winter 010
ateş, fire 011
kül, ash 011
ayı, bear 011, animal
top, cannon 011
sigara, cigarette 011
kömür, coal 011
pişirmek, to cook 011
ateş, fever 011
gri, gray 011
sıcak, hot 011
lamba, lamp 011
kibrit, match 011, light
olgunlaşmış, mature 011
olgun, ripe 011
duman, smoke 011
soba, stove 011
kırlangıç, swallow 011, bird
toprak, soil 012
-de; -da, at 012
baraj, dam 012
toz, dust 012
çiftlik, farm 012
çöp, garbage 012
mezar, grave 012
cami, mosque 012
-da; -de, in 012
kara, land 012, not sea
-da; -de, on 012
oturmak, to sit 012
kule, tower 012
tepe, hill 013
ada, island 013
dağ, mountain 013
volkan, volcano 013
yükselmek, to ascend 014
yüksek, high 015
yüksek, tall 015, thing
mağara, cave 016
baca, chimney 016
boş, empty 016
yoksul, poor 016, not rich
takmak, to wear 016
pencere, window 016
vadi, valley 017
taş, stone 018
kâse, bowl 018
elmas, diamond 018
tabak, dish 018, plate
sert, hard 018, not soft
mineral, mineral 018
kaya, rock 018
altın, gold 019
banka, bank 019
zil, bell 019, door
pirinç, brass 019
düğme, button 019
zincir, chain 019
saat, clock 019
madeni para, coin 019
pusula, compass 019
gözlük, glasses 019
tabanca, gun 019, pistol
çekiç, hammer 019
demir, iron 019, metal
kilit, lock 019
metal, metal 019
ayna, mirror 019
hata, mistake 019
para, money 019
çivi, nail 019, metal
iğne, needle 019
tencere, pan 019
fiyat, price 019
pas, rust 019
testere, saw 019
vida, screw 019
başlık, title 019
şehir, town 019
kol saati, watch 019, wrist
ekin, crop 020
kel, bald 020
sonbahar, fall 020, season
tür, kind 020, type
kiralamak, to rent 020
tohum, seed 020
vergi, tax 020
pirinç, rice 021, uncooked
toz, powder 021
pürüzlü, rough 021
buğday, wheat 022
ekmek, bread 022
pasta, cake 022
şehriye, noodle 022
şeker, sugar 022
düz, even 023
eşit, equal 023
darı, millet 024
yapışkan, sticky 024
kenevir, hemp 025
modern, modern 025
uyuşturucu ilaç, narcotic 025
fasulye, bean(s) 026
bezelye, pea(s) 026
salatalık, cucumber 027
kavun, melon 027
ot, grass 028
acı, bitter 028
mavi, blue 028
çiçek, flower 028
ot, herb 028
yaprak, leaf 028
soğan, onion 028
saman, straw 028
çay, tea 028
sebze, vegetables 028
pırasa, leek 029
bambu, bamboo 030
cevap, answer 030
sepet, basket 030
kafes, cage 030
Çinlilerin yemek yerken kullandıkları çubuk, chopsticks 030
perde, curtain 030
çit, fence 030
eklem, joint 030
gülmek, to laugh 030
dolmakalem, pen 030
boru, pipe 030, water
roket, rocket 030
kalbur, sieve 030
gülümsemek, to smile 030
beklemek, to wait 030
tahta, wood 031, material
elma, apple 031
köprü, bridge 031
kova, bucket 031
fotoğraf makinesi, camera 031
iskemle, chair 031
satranç, chess 031
tarak, comb 031
pamuk, cotton 031
fincan, cup 031
boya, dye 031
doğu, east 031
yer, floor 031
orman, forest 031
meyve, fruit 031
gelecek, future 031
makine, machine 031
gemi direği, mast 031
fıstık, nut 031, fruit
kürek, oar 031
portakal, orange 031, fruit
yastık, pillow 031
bitki, plant 031
kök, root 031
okul, school 031
merdivenler, stairs 031
masa, table 031
ağaç, tree 031
ağaç, stem 032
yıl, year 032
dal, branch 033
yetiştirmek, to grow 034, to cultivate
uzun, long 034
güneş, sun 035
olmak, to be 035
karanlık, dark 035
gün, day 035
erken, early 035
kolay, easy 035
tatil, holiday 035
saat, hour 035
hayır, no 035
değil, not 035
uydu, satellite 035
ilkbahar, spring 035, season
yıldız, star 035, heavenly
zaman, time 035
yarın, tomorrow 035
şeffaf, transparent 035
sıcak, warm 035
ne zaman?, when? 035
evet, yes 035
dün, yesterday 035
sabah, morning 036
çiftçilik, farming 036
akşam, evening 037
rüya görmek, to dream 037
yabancı, foreign 037
gece, night 037
dışarıda, outside 037
batı, west 038
istemek, to want 038
ay, moon 039
hilal, crescent 039
sahip olmak, to have 039
umut, hope 039
umutsuz, hopeless 039
ay, month 039
âdet, period 039
hafta, week 039
istemek, to wish 039
ile, with 039
-siz, without 039
yaz, summer 040
kabuk, shell 041
satın almak, to buy 041
ucuz, cheap 041
kazanmak, to earn 041
pahalı, expensive 041
kumar oynamak, to gamble 041
satmak, to sell 041
kazanmak, to win 041
balık, fish 042
yüzgeç, fin 042
taze, fresh 042
balık pulu, scale 042, fish
balina, whale 042
ejderha, dragon 043
dinozor, dinosaur 043
kümes hayvanı, fowl 044
kuş, bird 045
kartal, eagle 045
kaz, goose 045
papağan, parrot 045
tavuk, hen 046
zor, difficult 046
çift, double 046
dişi, female 046
kahraman, hero 046
erkek, male 046
...bir çift..., pair 046
horoz, rooster 046
hindi, turkey 046
kurt, worm 047
yumurta, egg 047
böcek, insect 047
yılan, snake 047
balmumu, wax 047
uç(ur)mak, to fly 048
uçak, airplane 048
helikopter, helicopter 048
uzaygemisi, spaceship 048
kaplumbağa, turtle 049
kaplumbağa, tortoise 050
fare, mouse 051
koyun, sheep 052
güzel, beautiful 052
çekingen, shy 052
domuz, pig 053
domuz, boar 053, wild
fil, elephant 053
geyik, deer 054
inek, cow 055
boğa, bull 055
o, it 055
papaz, priest 055
kurban, sacrifice 055
at, horse 056
deve, camel 056
aldatmak, to cheat 056
tecrübeli, experienced 056
korkmuş, frightened 056
gururlu, proud 056
binmek, to ride 056, a horse
evcil, tame 056
zebra, zebra 056
kedi, cat 057
bakma, look 057
köpek, dog 058
saldırgan, aggressive 058
kurnaz, cunning 058
tahmin etmek, to guess 058
avla(n)mak, to hunt 058
aslan, lion 058
tutuklu, prisoner 058
kurt, wolf 058
kaplan, tiger 059
sert, harsh 059
adam, man 060
inanmak, to believe 060
ödünç almak, to borrow 060
ama, but 060
gelmek, to come 060
bulaşıcı, contagious 060
borç, debt 060
yapmak, to do 060
örnek, example 060
yanlış, false 060
mobilya, furniture 060
üretme, generation 060
misafir, guest 060
o, he 060
onu, him 060
mektup, letter 060
gibi, like 060, similar
yaşamak, to live 060, to reside
alçak, low 060
yapmak, to make 060
komşu, neighbor 060
halk, people 060
akraba, relative 060
onarmak, to repair 060
robot, robot 060
biriktirmek, to save 060, money
çalmak, to steal 060
daha yüksek, superior 060
onları, them 060
onlar, they 060
yorgun, tired 060
bugün, today 060
Türk, Turkish 060, person
şemsiye, umbrella 060
ne?, what? 060
tanık, witness 060
sen(familiar); siz, you 060
baba, father 061
anne, mother 062
vasıtasıyla, per 062
zehir, poison 062
çoğal(t)mak, to multiply 063
çoğal(t)ma, multiplication 063
oğul, son 064
oğlan, boy 064
sözlük, dictionary 064
öğrenmek, to learn 064
gebe, pregnant 064
prens, prince 064
öğrenci, student 064
kelime, word 064
kadın, woman 065
kız, daughter 065
boşanmış, divorced 065
bebek, doll 065
kız, girl 065
onu, her 065, obj.
eğer, if 065
kıskanç, jealous 065
soyadı, last name 065
evlenmek, to marry 065
süt, milk 065
Bayan, Miss 065
prenses, princess 065
fahişe, prostitute 065
kraliçe, queen 065
ırzına geçmek, to rape 065
o, she 065
kız kardeş, sister 065
hanım, wife 065
göğüs, breast 066
dilemek, to beg 066
kavisli, curved 066
kuru, dry 066
dokuz, nine 066
de, too 066, also
küçük çocuk, infant 067
kişi, self 068
özgürlük, freedom 068
kendisi, herself 068
kendisi, himself 068
kendisi, itself 068
kendisi, oneself 068
kendileri, themselves 068
kendin, yourself 068
özel, private 069
şimdiden, already 069
dar yol, lane 069
klan, clan 070
başlıca, chief 071
başbakan, prime minister 071
vücut, body 072
baş, head 073
yanak, cheek 073
boyun, neck 073
başını sallamak, to nod 073
hazırla(n)mak, to prepare 073
dam, roof 073
şakak, temple 073, part
taç, crown 074
ibik, crest 074
boynuz, horn 075
köşe, corner 075
boynuzlamak, to gore 075
çözmek, to solve 075
dokunmak, to touch 075
yüz, face 076
göz, eye 077
kör, blind 077
içindekiler, contents 077
kaş, eyebrow 077
bakmak, to look 077
hastabakıcı, nurse 077
kalkan, shield 077
uyumak, to sleep 077
görmek, to see 078
televizyon, television 078
kulak, ear 079
sağır, deaf 079
itaat etmemek, to disobey 079
duymak, to hear 079
kiralamak, to hire 079
haber, news 079
itaat etmek, to obey 079
akıllı, wise 079
ağız, mouth 080
ve, and 080
sormak, to ask 080
ısırmak, to bite 080
esmek, to blow 080
çağırmak, to call 080
çikolata, chocolate 080
Türk kahvesi, Turkish coffee 080
öksürmek, to cough 080
bağırmak, to cry 080, to shout
ünlü, famous 080
merhaba!, hello! 080
hıçkırık tutmak, to hiccup 080
tarih, history 080
bilgi, information 080
öp(üş)mek, to kiss 080
sevmek, to like 080
dudak, lip 080
dilsiz, mute 080
ad, name 080
gürültülü, noisy 080
barış, peace 080
gagalamak, to peck 080
tartışmak, to quarrel 080
soru, question 080
sağ, right 080, not left
cümle, sentence 080, words
iç çekmek, to sigh 080
şarkı söylemek, to sing 080
tek, single 080
hapşırmak, to sneeze 080
emmek, to suck 080
yutmak, to swallow 080
tatmak, to taste 080
öğretmen, teacher 080
boğaz, throat 080
boru, trumpet 080
kus(tur)mak, to vomit 080
silah, weapon 080
esnemek, to yawn 081
şarkı, song 081
dil, tongue 082
yalamak, to lick 082
diş, tooth 083
dişli, gear 084
dişeti, gums 084
burun, nose 085
horlamak, to snore 085
el, hand 086
fren, brake 086
kopya çekmek, to copy 086
bulmak, to find 086
parmak, finger 086
hoşça kal, goodbye 086
yardım etmek, to help 086
vurmak, to hit 086
vurmak, to knock 086
yürü(t)mek, to march 086
motor, motor 086
çekmek, to pull 086
itmek, to push 086
reddetmek, to refuse 086
tornavida, screwdriver 086
almak, to take 086
atmak, to throw 086
oylamak, to vote 086
karşı, against 087
gene, again 087
çatal, fork 087
arkadaş, friend 087
isyancı, rebel 087
ayak, foot 088, part
düşmek, to fall 088
izlemek, to follow 088
toynak, hoof 088
atlamak, to jump 088
tekmelemek, to kick 088
diz, knee 088
topal, lame 088
yol, road 088
yuvarla(n)mak, to roll 089
kuşkulanmak, to suspect 089
pençe, claw 090
tırmanmak, to climb 090
için, for 090
tırnak, nail 090, part
neden?, why? 090
kuyruk, tail 091
ceset, corpse 091
konsol, drawers 091, chest of
dışkı, feces 091
osurmak, to fart 091
ayak, foot 091, measure
tabaka, layer 091
ek bina, outhouse 091
cetvel, ruler 091, measure
idrar, urine 091
ön cam, windshield 091
kemik, bone 092
zar, dice 092
kaburga, rib 092
et, flesh 093
beyin, brain 093
-ebil; -abil, can 093, aux. v.
bilgisayar, computer 093
makyaj malzemesi, cosmetics 093
krem, cream 093
yağ, fat 093
ruj, lipstick 093
et, meat 093
plastik, plastic 093
irin, pus 093
lastik, rubber 093, material
soy(un)mak, to strip 093
cilt, skin 094
ağaç kabuğu, bark 094
kırışık, wrinkle 094
deri, leather 095
çizme, boot 095
sandal, sandals 095
ayakkabı, shoe 095
tabakhane, tannery 096
tüy, feather 097
yapmak, to practice 097
kanat, wing 097
kürk, fur 098
battaniye, blanket 098
yün, wool 098
saç, hair 099
sakal, beard 099
kilim, rug 099
yele, mane 099
bıyık, mustache 099
favori, whiskers 100
kan, blood 101
kanamak, to bleed 101
hayat, life 102
doğmuş, born 102
doktor, doctor 102
büyümek, to grow 102, up
cansız, lifeless 102
Bay, Mr. 102
üretmek, to produce 102
yaşlı, old 103
hastalık, disease 104
düşkünlük, addiction 104
hasta, ill 104
deli, insane 104
kaşıntı, itch 104
ince, lean 104, thin
ağrı, pain 104
yara izi, scar 104
ölüm, death 105
kötü, bad 105
ölmek, to die 105
hayalet, ghost 106
sihir, magic 106
açığa vurmak, to reveal 107
hayırdua, blessing 107
çek, check 107, bank
felaket, disaster 107
hediye, gift 107
tanrı, god 107
Allah, God 107
pul, stamp 107, postage
bilet, ticket 107
gizem, mystery 108
önceden haber vermek, to foretell 109
kederli, depressed 110
giyim eşyası, clothes 111
kahverengi, brown 111
sol(dur)mak, to fade 111
çıplak, naked 111
pantalon, pants 111
cep, pocket 111
para çantası, purse 111
gömlek, shirt 111
eteklik, skirt 111
çoraplar, socks 111
iç çamaşırı, underwear 111
sar(ıl)mak, to wrap 111, up
ipek, silk 112
kısaltma, abbreviation 112
vermek, to give 112
yeşil, green 112
grup, group 112
indeks, index 112
düğüm, knot 112
kağıt, paper 112
cumhurbaşkanı, president 112
mor, purple 112
kırmızı, red 112
dikmek, to sew 112
büz(ül)mek, to shrink 112
ip, string 112, cord
iplik, thread 112
bağlamak, to tie 112
düğün, wedding 112
tel, wire 112
nakış, embroidery 113
kare, square 114, shape
bayrak, flag 114
bez, cloth 115
hep, always 115
sargı, bandage 115
berber, barber 115
kemer, belt 115
kuaför, hairdresser 115
şapka, hat 115
çarşı, market 115
peçete, napkin 115
sık sık, often 115
ped, sanitary napkin 115
çadır, tent 115
yiyecek, food 116
kahvaltı, breakfast 116
içmek, to drink 116
yemek, to eat 116
beslemek, to feed 116
acıkmış, hungry 116
öğle yemeği, lunch 116
restoran, restaurant 116
akşam yemeği, supper 116
şarap, wine 117
bira, beer 117, beverage
peynir, cheese 117
sarhoş, drunk 117
iyileş(tir)mek, to heal 117
evlen(dir)mek, to mate 117
sos, sauce 117
ayıp, shame 117
ekşi, sour 117
çirkin, ugly 117
sirke, vinegar 117
uyan(dır)mak, to wake 117, up
kepçe, ladle 118
çengel, hook 118
çanak çömlek, earthenware 119
kırık, broken 119
kavanoz, pot 119
porselen, porcelain 120
şişe, bottle 120
kiremit, tile 120
kap, vessel 121, container
miğfer, helmet 121
hapishane, prison 121
tepsi, tray 121
lavabo, washbasin 121
kazan, caldron 122
üç ayaklı sehpa, tripod 123
ev, home 124
aile, family 124
hâkim, judge 124
ofis, office 124
saray, palace 124
zengin, rich 124, not poor
oda, room 124
emniyetli, safe 124, secure
rahim, womb 124
yazmak, to write 124
duvar, wall 125
yatak, bed 125
kapı, gate 126
kapatmak, to close 126
gümrük, customs 126
musluk, faucet 126
açmak, to open 126
kapı, door 127
klinik, clinic 127
vantilatör, fan 127
mutfak, kitchen 127
tuvalet, washroom 127
tarla, field 128
sınır, boundary 128
resmini yapmak, to draw 128, a picture
-den, from 128
saban, plow 129
ölçü, measure 130
bayır, slope 130
havan, mortar 131
köy, village 132
tepecik, mound 133
savunmak, to defend 133
hastane, hospital 133
tünel, tunnel 133
örtü, covering 134
ahır, stall 134
büyük çadır, pavilion 135
beğenmek, to enjoy 135
geniş, spacious 136
ahır, barn 136
alt, bottom 136
fabrika, factory 136
garnizon, garrison 137
şehir, city 138
postaya vermek, to mail 138
il, province 138
o, that 138
orada, there 138
nerede?, where? 138
kötü, wicked 138
bölge, district 139
yuva, nest 140
etrafını çevirme, enclosure 141
çünkü, because 141
ülke, country 141, state
dört, four 141
bahçe, garden 141
harita, map 141
resim, picture 141
yuvarlak, round 141
Türkiye, Turkey 141
inşa etmek, to build 142
iş, work 143
sol, left 143, not right
güç, force 144
toplama, addition 144
hayvan, animal 144
aşağı, inferior 144
kuvvet, power 144
başarı, success 144
şiddetli, violent 144
yürümek, to walk 145
davranış, conduct 145
sokak, street 145
koşmak, to run 146
eğlence, fun 146
gitmek, to go 147
dışarı çıkmak, to go 148, out
girmek, to enter 149
bütün, all 149
gelir, income 149
içerde, inside 149
ayakta durmak, to stand 150
dur(dur)mak, to stop 151
yaş, age 151
seyahat etmek, to travel 152
yakın, close 152, near
uzak, far 152
burada, here 152
geç, late 152
şans, luck 152
vuramamak, to miss 152
bu, this 152
hoş geldiniz!, welcome! 152
kayık, boat 153, small
sandık, ark 153
dümen, rudder 153
gemi, ship 153
otomobil, car 154
cankurtaran, ambulance 154
ordu, army 154
bisiklet, bicycle 154
otobüs, bus 154
taksi, cab 154
asansör, elevator 154
tren, train 154
döndürmek, to turn 154
tekerlek, wheel 154
varmak, to arrive 155
platform, platform 155
bit(ir)mek, to finish 156
masraflar, expenses 157
harcamak, to spend 157, money
kullanmak, to use 157
kutu, box 158
memur, official 159
asker, soldier 160
efendi, master 161
hizmetçi, servant 162
sonra, after 162
arka, back 162, not front
almak, to get 162, to obtain
Müslüman, Moslem 162
hizmet etmek, to serve 162
garson, waiter/waitress 162
köle, slave 163
yazı, writing 164
rekor, record 165
boya fırçası, brush pen 166
mühür, seal 167, stamp
basmak, to print 167
sehpa, low table 168
hata, fault 169
bozulma, corruption 170
hançer, dagger 171
anahtar, key 171
kuzey, north 171
kaşık, spoon 171
bıçak, knife 172
fırça, brush 172
kesmek, to cut 172
ön, front 172
faiz, interest 172, on money
yargılamak, to judge 172
kâr, profit 172
ustura, razor 172
makas, scissors 172
keskin, sharp 172
tıraş olmak, to shave 172
kılıç, sword 172
-e, -a; -ye, -ya, to 172
balta, ax 173
yeni, new 173
kargı, dart 174
cirit, javelin 175
oyun, game 175
ben, I 175
beni; bana, me 175
veya, or 175
bizi, us 175
savaş, war 175
biz, we 175
mızrak, spear 176
yay, bow 177, weapon
füze, missile 177
güçlü, strong 177, person
zayıf, weak 177, person
ok, arrow 178
tanımak, to know 178, someone
kısa, short 178
inç, inch 179
zarf, envelope 179
cami, mosque 179
atmak, to shoot 179
ağ, net 180
sütyen, bra 180
cinayet, crime 180
kavga etmek, to fight 181
parça, piece 182
öldürmek, to kill 182
değiştirmek, to change 183
saldırmak, to attack 183
cesur, brave 183
saymak, to count 183
düşman, enemy 183
İslam, Islam 183
sayı, number 183
koymak, to put 183
kurtarmak, to save 183, life
öğretmek, to teach 183
merkez, center 184
bir, one 185
bir, a/an 185
üstün(d)e, above 185
aşağıda, below 185
üzerinde, over 185
yedi, seven 185
üç, three 185
iki, two 186
beş, five 186
sekiz, eight 187
halka açık, public 187
altı, six 187
on, ten 188
öğle, noon 188
güney, south 188
bin, thousand 188
koleksiyon, collection 189
çarşaf, sheet 190, bed
işaret, sign 190
hiç, none 191
iyi, good 192
kötü, evil 193
karşılaştır(ıl)mak, to compare 194
parlak, brilliant 195
renk, color 196
camgöbeği, cyan 197
genç, young 197
eflatun, magenta 198
sarı, yellow 199
siyah, black 200
beyaz, white 201
onun, her 201, adj.
onun, his 201
yüz, hundred 201
benim, my 201
-in, -ın; -un, -ün, of 201
bizim, our 201
onların, their 201
senin(familiar); sizin, your 201
ses, sound 202
müzik, music 202
radyo, radio 202
flüt, flute 203
davul, drum 204
dans et(tir)mek, to dance 205
göbek dansı, belly dancing 205
tuzlu, salty 206
tuz, salt 206
sabun, soap 206
keskin, pungent 207
tatlı, sweet 208, not sour
konuşmak, to speak 209
kitap, book 209
kulüp, club 209
söylemek, to say 209
konuşma, speech 210
lütfen!, please! 210, polite
polis, police 210
okumak, to read 210
telefon, telephone 210
teşekkür etmek, to thank 210
Türkçe, Turkish 210, language
kim?, who? 210
güzel kokulu, fragrant 211
kalp, heart 212
kaza, accident 212
homoseksüel, gay 212
nasıl?, how? 212
sevmek, to love 212
seks, sex 212
anlamak, to understand 212
karış(tır)mak, to mix 213